Ey uğruna yüzyıllarca savaştığımız sancak! Türk'ün yüce dileği seni yaşatmak ancak Kanımızla boyadın, biz sendeniz, sen bizden Armağansın bu ırka Atilla’dan, Cengiz’den.
Senden gayrı kimseye gönül verir mi zafer? Tarihler tanır seni hep cenklerde muzaffer Sayısız ülkelerin üzerinde yükseldin Önünde durulmayan taşıp giden bir seldin
Bazı düşman değil cihanla savaştın Bozkırlar ortasından okyanuslara taştın Kosova’da kahraman,İnönü’de kahraman Var mıdır cihanda sana demeyen aman!
Kaç hükümdar önünde teslim etti tacını, Kaç yaralı milletin verdin sen ilacını Ödevimiz yaşatmak seni şerefle,şanla Sancak yaşar uğruna dökülen temiz kanla
Sana kim yan bakarsa ona karşı geliriz Sancak demek ne demek, onu bir biz biliriz Yaşayacaksın evet, tarihle sen beraber Ta ezelden ebede, götüreceksin haber
Her Türk sana borçludur, canını seve seve Şehit haberi bizde, müjde gibidir eve Senin için ölenler ermiştir muradına, Ah ne tatlıdır ölmek! Vatan, sancak adına. (Ahmet Muhtar KUMRAL)
Ardına bakmadan yollara düşen, Şimşek gibi çakan sel gibi coşan, Huduttan hududa yol bulup koşan, Cepheden cepheyi soranlarındır...
İleri atılıp sellercesine, Göğsünden vurulup tam ercesine, Bir gül bahçesine girercesine, Şu kara toprağa girenlerindir...
Tarihin dilinden düşmez bu destan, Nehirler gazidir dağlar kahraman, Her taşı yâkut olan bu vatan, Can verme sırrına erenlerindir...
Gökyay ’ım ne yazsan ziyade değil, Bu sevgi bir kuru ifade değil, Sencileyin hasmı rüyada değil, Topun namlusundan görenlerindir... (Orhan Şaik GÖKYAY)
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşar adım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık... Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık. Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık; Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Bunun için ölüme bir atılış gerekir. Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir... (Hüseyin Nihal ATSIZ)
Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü! Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar. Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün, Kızıllığında ısındık. Dağlardan çöllere düşürdüğü gün, Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan; Barışın güvercini, savaşın kartalı... Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim: Yer yüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim! (Arif Nihat ASYA)
Gönderen: CaPaCuL - Pazartesi, 25 Şubat 2008 01:12
Şecaat arzederken merd-i kıpti sirkatin söyler. (Ragıp Paşa)
Bu sitede yazilanlarin hicbiri dogru degildir. 18 ya$in altindakilerin kullanmasi hukuken sakincali olabilir (zaten o ya$ta ne i$iniz var internette sitede cikin, gezin, gezdirin). Yazarlar Ek$i Sozluk'e yazdiklari entry'lerin telif haklarini Michael Jackson'a devretmi$ sayilirlar. Sitede yazilanlari kaynak belirtmeden Word'e aktarip "Fw: Turk astronot ve houston! cok komikkkk!" diye arkada$larina yollayan pespayedir, hemzemindir, hincaldir, uluctur. Hukuki gereklilikler haricinde yazarlarin kimlik bilgileri saklidir. Sadece arada yoneticiler tarafindan onemli bir gerekceyle incelenip "tuh erkekmi$" denebilir. Bir gun kapimiza biri gelirse "kim lan bunlar" diye "bi sn du$tayim" denir mutfak penceresinden kacilir :-) :-D (ek$i sozluk)
Gönderen: CaPaCuL - Cumartesi, 23 Haziran 2007 05:57
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü Kızkardeşimin gelinliği şehidimin son örtüsü Işık ışık dalga dalga bayrağım Senin destanını okudum senin destanını yazacağım (Arif Nihat ASYA)